18 Eylül 2009 Cuma

15 Eylül 2009 Salı

hayatıma yeni giren insanlar ve önceden hayatımda olanlar..
elele vermiş düşündürüyorlar beni..
düşünmek yorucu geliyor artık bana..
beni süs eşyası gibi bir yere bıraksalar
orada saatlerce oturup düşünebilirim..
amann evlenme teklifi mi aldın kuzum? nedir bu kadar önemli mevzu?
ya ciddi olunması gerekiyorsa? işte bittiğim an..
"büyük farklı oluyor", öyleymiş..
sıkıntıdan kırmızı noktalar döküyorum.. kaşınıyorlar da..
doktor beeyy! deliriyor muyum acaba? bir muayene etseniz ..
ya da film izlesek sadece.. sonra biraz müzik..
mis gibi kokan bir kahve yapsanız yanında da sigaranın acı tadı dudaklarımda kalsa..
bir "süreç"miş herşey,
neleri eklemeli neleri çıkarmalı?
şimdi de biraz gri tadıcam sanırım.

(ilginç bir şokedicinokta; türk pop müziğinin sevilen sesi özgün şarkısında turuncu aşkların mavi göklere saklanmasından bahsetmekte! uu fenaymış!)

11 Eylül 2009 Cuma

süperego ve id diye terimler öğrendim.
yaşadığım sıkışmanın açıklamaları.
sevgili Freud babamıza selam ederim..


2 Eylül 2009 Çarşamba

Yağmur


gri bir gökyüzü
yeryüzüne inen damlacıklar..
ıslanma korkusu olmasa,
şu şemsiyeyi başımın üstünden çeksem de doyasıya ıslansam ..

kafamdaki herşeyi kapıda bırakıp bir yere girmek ne kadar güzeldi oysa ki
benim orada, oralarda yaşama inadımı günlük tesadüfler bozmaya çalışıyor şimdi.
karşılaşılan insanlar, tartışmalar..
9 ay sonra ilk defa onu görmek ama onun beni görmemesi.
geçen sene bu günleri düşündü Bat kendi kendine.
yaptıklarını, hissettiklerini..
hastane köşelerini de hatırladı.
cenaze namazını ve mezarlığı da..
hiç görmediği tanımadığı bir kadına duyduğu yakınlık ve gözyaşlarının sel olması..
telefondaki kalın ama bir o kadar da huzur veren sesi hatırladı..
kendini nasıl hayal kırıklığına uğrattığını da.
milat olmuştu onun için, ondan önce farklı bir Bat vardı, ondan sonra çok farklı.
peki yeni Bat o anda ne yapmalıydı onunla konuşabilecek cesareti var mıydı?
şanslıydı görmedi o, Bat de gözünü kapadı ve bekledi.
geçti tehlike, büyük bir dalganın üzerinden geçmesi gibi.
neden diye sordu kendine. "beş dakika geç gelseydim" dedi.
bir zamanlar karşılaşmak için karşısından gelen her insanın suratına iyice bakan Bat şimdi görmek istemiyor muydu onu ?
neden görmek istesin ki, ne gerek var böyle heyecanlara.
ah Bat! hepsine inanıyorsun.
insanların da hepsine inanıyorsun.
Faust'lara izin veriyorsun.
kayalar düşüyormuş kafama. ne işe yarayacaksa?!
beni kendime mi getirmeye çalışıyor birileri ya da beni kazanmaya..
hem de kayalar fırlatarak, ilginç!

turuncu tonlar geliyor yine, yanında mavisiyle..
kendine gel artık Bat!
dünyan seni tüm acımasızlıklarıyla bekliyor ; Hoşgeldin !

27 Ağustos 2009 Perşembe

...



Antenlerim açıkmış
Etrafımdan alabileceğim herşeyi alabilecek günlerimi yaşıyormuşum
Sanırım hayatımda benim için yapılan en doğru tespit bu
Büyük bir kitapçıda
Bilgi dolu, benim düşüncelerimi şekillendirmeme yardımcı olacak kitaplar varken
Gidip aptal aşk romanlarını sadece aşka inanarak mutlu olmak için okumayı tercih etmemek gibi aynı.
Bildiği şeyler için neden üzülür insan?
"Waking Life" izlemeliyim tekrar..
İlk defa bir filmin altyazısını açıp okuma ihtiyacı hissettim ben.
"Hayata Uyanmak"
Peki, ben hala rüyada mıyım ?
Işıklar kontrol edilsin hemen.. hayır rüya değil..
Okuduğum kitaplarda kendimi bulmayı nasıl başarıyorum
ya da bu büyük tesadüf mü
İçinde bulunduğum ruh halinin işlendiği kitabı seçmek
Her defasında tesadüf olabilir mi
Mıknatıs var bende
Kitaplardan bahsetmiyorum
İnsanlar söylediklerim

Değişiyorum
Farkındayım ama durduramıyorum
Durdurmak istediğimden de emin değilim
Doğal sürece bırakmalı bazen kendini

Müzik yine fısıldıyor kulağıma
Huzur veriyor bana
Uyku da etkisini gösteriyor
Gözlerimi kapatıyorum
Karanlık rüyalar beni içine almak ister gibi
Yapacak şeylerim var
Müzik uyuştur beynimi
Düşünmeyeyim hiçbir şeyi

Erica abla : love is a big lie!

22 Ağustos 2009 Cumartesi

don't worry be reggea!!


don't worry be reggea!!
sevimli söz.

unutamamak, unutturmamak mı ya da ?
turuncu tonları daha bir sever oldum.
televizyon izleyeyim bari, aa burda da mı ?
renklerin de anlamı var giysilerin, aksesuarların..
uzun bir süre yas tuttum
birşeylerin bitmesine
elimin kolumun bağlı olmasına
meraba bile diyememeye yas tuttum ben
şimdi özlüyorum sadece
yaşananları, güzel anıları
saat başı öten kol saatini bile özlüyorum
o saatin etrafına sarılmış bandanaları
maviyi de özlüyorum
imkansızlık mı cezbeden ? belki de..
tek bir ter damlamın bile kurumasını istemiyorum.
bir gözlük yapsam
gözlüğü taktığımda orada yaşamaya devam etsem..
pettyimle tatile gittik sonunda bu açıdan da unutamam ki
iyisiyle kötüsüyle sadece pettyimle gidilesi bir tatilmiş
petty yine iyiydi :) - iyiyim ben iyiyim-
en yakınını biraz daha iyi tanımak
hata yapmak, bunu farketmek ve özür dilemek..
seviyorum seni pettym
her zaman yanımdasın ve de iyi ki varsın

- ben de karadut şarabı içicem- kim bilir ne zaman ?

20 Ağustos 2009 Perşembe

geride bırakmak..


geceleri yaşayamıyorum bu aralar
gözkapaklarım dayanmıyor
belki ben de dayanamayacak olduğum için korumaya alıyorum kendimi
geceler farklıdır
güzeldir özeldir
artık benim için daha bir özel oldu
gündüz birşey yokmuş gibi dolanıp gece yaşamak
evet çok erken saatlerde yazıyorum artık
gündüzleri de düşünebiliyorum
ama düşüncelerim hep benden kaçıyo
uzaklara gidiyo
yaşanmış çok güzel anılarda buluyorum onu
yaptığım hatalarda veya kızdığım şeylerde
sonra gözlerim yine beni hayal kırıklığına uğratıyor
ıslandığını hissediyorum
mum ışığı altında turuncu tonlar ve müzik..
müzik yapmak geliyor içimden ama farklı bişeyler
değiştiğimi hissediyorum
önceden yaptıklarımın çoğu şu anda amaçsız geliyor bana
şehir hayatı özellikle..
peki aşık olduğum bu şehir neden bu kadar yabancı ?
dans ediyor düşüncelerim
uçarcasına
o kadar hızlı dönüyor ki havalandığını hissediyor
sonra birden kendini saran kolların olmadığını farkediyor ve yere düşüyor
geriye kalan birkaç parça eşya birkaç fotoğraf..

could you be - could you be - could you be loved ?
say something!

(müzik ekleyememe sorunumu çözersem eğer eklemelerimi de yapacağım :/ ama şimdilik : http://www.myspace.com/bobmarley)